Bugün agorafobi denen bir hastalıkla ilgili birkaç yazı okudum. Açık hava korkusu çok genellenecek olursa. Çünkü ayrıntıya girince market, sinema salonu vb yerlerde kalmanın da korkusu biraz. Acaba mı sorusuna bile düşmemek için yazıyı okuduktan beş on dakika sonra dışarı çıktım. Evet değilmişim.
Yalnızlığın beni daha güçlü kıldığını eve dönünce farkettim. Çünkü yalnız olduğumu bildiğimde, hiçbir işimi aksatmıyorum. Kimseden medet ummuyorum. Can sıkıntımı bile gidermeye çalışıyorum. Ama şimdi güçsüzüm. Agorafobik miyim diye düşünüyorum. Sonra dışarı çıkıp eve geliyorum. Bu esnada da sen öğretmensin, sen öğretmensin diye içimden sayıklıyorum. Evdeyim.
Yeni şarkılar keşfedip, daha farklı üzüntüler hissediyorum. Sonra kendi söylediğim şarkıları dinliyorum. Pişman oluyorum. Hayatında adam gibi iki adam sevdin. İkisinden de sesini esirgedin diyorum. Salaksın. Ama sebebini çözemiyorsun. Sesini sevdiğin adamlara dinletmedin diye mi? Terkedildin diye mi? Başkalarına dinlettin diye mi? Ne sesmiş! Salaksın.
Birisi bana ne zamandan beri yalnızsın diye soracak olsa, kendimi bir havuz probleminin içinde musluklarla oynarken buluyorum. Matematiğim iyidir. Severim ama muslukları bu işe karıştırmayın istiyorum. Yalnızsam, bunda muslukların da payı var diyorum. Sormayın, zaten susuz kalmaktan da korkuyorum.
Kaç konu karıştı farkedemedim. Güya matematiğim iyiydi.